Buzdan kadınlar,

buzdan adamlar...

 

 

Magazin gündemini toplamışım. Türlüsünden haberler.

Linsday Lohan da sürekli kilo alıyormuş! SiYAD ödül törenine katılan sanatçılarımızın giyimleri çok özensizmiş! Oscar kırmızı halının şıklığı yokmuş!

Bir zamanların özel kadını Julia Roberts bakımsız görüntüsüyle hayranlarını şaşırtmış/üzmüş!

Tüm bunları görünce/okuyunca şaşırıyoruz değil mi?

Belki onların da "insan" olduğu gerçeğini unutuyoruz.

Tıpkı kendimizinkini unuttuğumuz gibi...

İnsan olma hali...

Bu daha çok kimler gibi olmaya çalıştığımızla ilintili olarak değişen bir şeymiş!

"Özleşin modellerimiz, teyzelerimiz/halalarımız mı yoksa Madonna gibi sanatçılar mı?

Yani sevgi temelli bir özleşin nesnesi seçimi mi? Yoksa başarı/ parlaklık/herkesin ilgi odağı olma temelli bir özleşin nesnesi mi?" Bunu ben değil, psikiyatr Ayhan Eğrilmez söylüyor.

...

Alsancak'ta bir kadın.  

Elinde çantası, ayağında aynı renk çizmeleri, fönlü uzun sarı saçları, kocaman gözlükleri, bronz yüzlü makyajlı...

Vitrinlere bakmakta!

Şık bir kadın...

Peki, bu şıklığın altında beni rahatsız eden ne?

Buldum.

Kadının üzerinde yaşama/yaşadığına dair bir iz olmaması!

Ne bileyim, bir kalem izi mesela beyaz pantolonunun üzerinde ya da bir toz ayakkabısının ucunda... Yok!

Belki o günkü sorunlardan yorulmuşluğun getirdiği bir baş ağrısı hali yüzünde, belki gerçek aşkı bulmuş olmanın pırıltısı gözlerinde, belki bulamamın hüznü... Yok!

Ve ya hasta olan bir yakına üzülme, olmadı hayata ve dünyada olanlara karşı dair bir kaygı/telaş/tasa hali... Yok!

Bir benzer kadın daha geçiyor yanımdan,

Eli deri çantalı bir işadamı daha...

Nasıl oluyor da, hep böyle bir janti halindeler!

Sonra bir de; duruş aynı, bakış aynı, gülümseyiş aynı...

Her şey/hepsi aynı gibi...

Buzdan kadın ve adamlar dedim ben bunlara,

Bu soğuk (cool) görünümlerinin yanı sıra,

Hayat üzerlerine gerçekten değdiğinde,

Güneşin buza değdiğindeki gibi,

Eriyip gidecekler hissini veriyorlar bana...

Sahi hayat ne kadar değiyor bu kadınların üzerine?

Ya da gerçekten ne kadar değdiriyorlar kendilerine?

Ve değdiriyoruz...

Sonra hayatın değdiğini gördüğümüzde ünlülere, ondan mı bu kadar şaşırıyoruz?

 

8 Mart 2008/İzmir