Siz de ötekileştirmeyin!

Eşimle arabadayız. Gün içinde yaşadıklarımızı birbirimizle paylaşıyoruz. Atatürk Stadyumu'nun oraya geldiğimizde kırmızı ışık yanıyor. Duruyoruz. Eşime, "Gördün mü çocuğu" diyorum. "Kimi?" diye soruyor. "Sağa bak, kaldırımda annesiyle dilenen çocuğu, gördün mü?" diye soruyorum ve hemen ekliyorum, "Bir fotoğrafını çeksem mi?"
Eşim biraz tedirgin. Olur mu olmaz mı? derken, aniden sağa yanaşıp duruyor.
Yanlarındayız. Sırtında bebeğini taşıyan anneye yanaşıp, "Merhaba, izin verirseniz, kızınızın fotoğrafını çekmek istiyorum" Gülüyor anne, "Olurrr..." diyor saf saf...
Yanlarında 9 yaşlarında olduğunu düşündüğüm bir kız ve bir erkek çocuk daha var. Bir de 15'lerinde bir genç... Hepsi çok kirli, hepsi çok fakir, en fecisi hepsi cahil...
Ama hala insanlar...

küçük kız çocuğu

Genç soruyor, "Neden çekiyorsun?"

Düşünüyorum. Gerçekten neden çekiyorum? Dünyayı ayağa kaldıran "Afgan kızını" çeken fotoğrafçı neden çekmişti o fotoğrafı? Sefalet, acı, öfke, güzellik, korku, tedirginlik, kaygı... Hepsi bir yüzde bu kadar uyumla buluştuğundan olabilir miydi?  
Benim nedenimde aynıydı... Ama bunu, bu gence nasıl anlatsam? "Fotoğrafçılık yapıyorum. Yüzü ilgimi çekti..." yanıtını veriyorum. Kıza dönüp, "Kız ünlü olacaksın haaa..." deyip gülüyor genç.
Ama minik kız gülmüyor! Beni ona çeken de bu ifadesizliği zaten... Etrafında olup biteni umursamıyor / duymuyor / tepki göstermiyor gibi... Tüm sır gözlerinde gizli... Annesinin izniyle fotoğrafını çekiyorum.
...
Yine arabadayız. Eşime, "Onun için çok üzgünüm. Baksana haline, istismar edilmeye çok açık..." diyorum. "Evet" diyor eşim... Düşünüyorum, üzülmekten başka ne yapabiliriz / ne yapılabilir?
...
Dün gece NTV'deki "Neden?" programında yanıtı buluyorum. "Dünya barışına" katkıda bulunmak amacıyla yola koyulan İtalyan sanatçı Pippa Baca'nın başına gelenleri, bunun önüne nasıl geçilebileceğini konuşuyorlar.
Konuklardan biri, "Devlet, toplumun saçaklarında yaşayan bu insanları dışlamak / görmezden gelmek / ötekileştirmek yerine, yakınlaşmalı / tanımalı ve onları bilinçlendirmek için aile / çocuk programları başlatmalı..." diyor. Mikro çözümler hemen başlamalı.
...
Sonra düşünüyorum, Barış gelini Pippa ve arkadaşlarının amacı da bu değil miydi zaten? Ötekileştirmeye karşı durmak! Pippa ile birlikte yola koyulan arkadaşı Silvia Moro da, "Projemizin niyeti farklılığı tanımak ve kabul etmek. Pippa'nin başına gelenler, insanlar arasında bağlantı kurmanın gerçek güçlüğünü ifade ediyor. Pippa'nın arkadaşlarından hiç kimse protesto etmek istemiyor. Güven, kardeşlik ve barış üzerinden insanlarla bağlantı kurmak olanağına inanmaktan vazgeçmek istemiyor" demişti.  
...
Birçoğumuzun korkudan yanaşmadığı, arabamızın yanına geldiğinde camımızı kapattığımız o kirli, o fakir dilenci ailenin yanına giderken ben de "kardeşlik ve güven" üzerinden bağlantı kurmak niyetindeydim. Kurdum da... Şimdi beni her gördüklerinde gülümsüyorlar, iki çift muhabbet ediyoruz. Tabii ki herkes Pippa ve arkadaşları gibi yollara dökülmek zorunda değil! Ama görmezden gelmek zorunda da değil...

Toplumun saçaklarında yaşayan bu insanları, dışlamak / ötekileştirmek / onlardan korkmak yerine, tanımalı, eğitmeli ve bilgilendirmeliyiz...

Onlara bir şekilde ulaşmaya çalışmalıyız...

Dilenci minik kız, Pippa'yı öldüren katil ruhlu adam kimliğine bürünmeden...

15 Nisan 2008 / İzmir