ALAÇATI Bilmiyorlardı. Bilmiyorduk. Bilmeyeceğiz. Şu hayatta ileride başımıza ne geleceğini nereden bilebiliriz ki? Onlar doğdukları, bin bir güçlükle kurdukları, tuğla üstüne tuğla koydukları evlerini, ekip biçtikleri toprakları bırakıp, çekip gitmek zorunda kalacaklarını nereden bileceklerdi ki? Tıpkı Yunanistan'dan gelen Müslüman kardeşlerimiz gibi... Sahi gidenler kardeşlerimiz değil miydi? Günümüzde Alaçatı'yı sadece ince uzun bir çarşıdan, cafelerden, ibaret sananlar, bizler, bir gün ya biz de bırakıp gitmek zorunda kalırsak doğduğumuz bu toprakları... o zaman mı yürekten anlayabilecektik arka sokaklardaki boş evlerin içinde bir zamanlar gerçekten yaşayanları, Rumları... Arka sokaklarda kaybolmadan önce, elimizdeki kitapçıktan beldenin tarihi ile ilgili bilgi aldık: 19. yüzyıl sonunda belde bağları ve şarabı ile önemli bir üretim ve ticaret merkezi haline gelmiş, çoğu Rum olan nüfus 12.000 e ulaşmış... 1912 Balkan Savaşıyla Alaçatı'nın kaderi bir kez daha değişmiş, Balkanlardan kaçan göçmenlerin gelmesiyle Rumlar arasında panik ve göç başlamış. İstanbul'daki Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya'daki Müslümanlar hariç Yunanistan'da yerleşik Müslümanlar Türkiye'ye, Türkiye'de yerleşik Ortodoks Rumlar da Yunanistan'a gönderilmiş... Neşeli çocuklar gördük bir de... Gelecekten habersiz... ... ALAÇATI'DA ESKİ RUM EVLERİ FOTOĞRAFLARI Fotoğrafları çekerken, bana izin veren minik oğlum Can'a ve kendisiyle büyük bir sabır ve özveri ile ilgilenen eşim Dinçer'e teşekkür ediyorum. Umarım çektiğim bu kareler yitik/kırık/kayıp kalplerin ait oldukları adresleri bulmasına yardım etsin... |