ALAÇATI

Bilmiyorlardı. Bilmiyorduk. Bilmeyeceğiz. Şu hayatta ileride başımıza ne geleceğini nereden bilebiliriz ki? Onlar doğdukları, bin bir güçlükle kurdukları, tuğla üstüne tuğla koydukları evlerini, ekip biçtikleri toprakları bırakıp, çekip gitmek zorunda kalacaklarını nereden bileceklerdi ki? Tıpkı Yunanistan'dan gelen Müslüman kardeşlerimiz gibi... Sahi gidenler kardeşlerimiz değil miydi?

Günümüzde Alaçatı'yı sadece ince uzun bir çarşıdan, cafelerden, ibaret sananlar, bizler, bir gün ya biz de bırakıp gitmek zorunda kalırsak doğduğumuz bu toprakları... o zaman mı yürekten anlayabilecektik arka sokaklardaki boş evlerin içinde bir zamanlar gerçekten yaşayanları, Rumları...
...
Alaçatı'nın ilk sahipleri İon'lar için, "kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklimde kurmuşlar" denilirmiş, Alaçatı da bu kadar güzeldi bize o gün işte...

Arka sokaklarda kaybolmadan önce, elimizdeki kitapçıktan beldenin tarihi ile ilgili bilgi aldık:

19. yüzyıl sonunda belde bağları ve şarabı ile önemli bir üretim ve ticaret merkezi haline gelmiş, çoğu Rum olan nüfus 12.000 e ulaşmış...

1912 Balkan Savaşıyla Alaçatı'nın kaderi bir kez daha değişmiş, Balkanlardan kaçan göçmenlerin gelmesiyle Rumlar arasında panik ve göç başlamış.

30 Ocak 1923'te Türkiye ile Yunanistan arasında Lozan'da "mübadele anlaşması" imzalanmış ve 2 milyon insan yerinden yurdundan olmuş...

İstanbul'daki Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya'daki Müslümanlar hariç Yunanistan'da yerleşik Müslümanlar Türkiye'ye, Türkiye'de yerleşik Ortodoks Rumlar da Yunanistan'a gönderilmiş...
...
Sonra keşfe başladık. Eşim ve oğlumla... karış karış gezdik hem de... başka başka yönlerden defalarca aynı sokaklara çıktık... Sokak arasında oturan göçmen vatandaşlarımızı gördük... Rumlar tarafından yapılmış taş evleri, evleri kabul eden, yarım bırakılıp giden hayatlardan arta kalanlar üzerine, yarım bıraktıkları hayatlar kuran Balkan göçmenlerinin torunlarını gördük, sohbetler ettik...
...
Aynı sokaklarda harabeye dönmüş Rum evlerini gördük... Evlerin içinden gelen terk edilmişliğin ağır hüznünü duyumsadık... Hayallerini yarım bırakıp gitseler de evlerin hatta sokakların hala Rumlara ait olduğunu hissettik...
...
Alaçatı sokaklarını gezdik bugün karış karış...

Neşeli çocuklar gördük bir de...

Gelecekten habersiz...

...

ALAÇATI'DA ESKİ RUM EVLERİ FOTOĞRAFLARI

Fotoğrafları çekerken, bana izin veren minik oğlum Can'a ve kendisiyle büyük bir sabır ve özveri ile ilgilenen eşim Dinçer'e teşekkür ediyorum.

Umarım çektiğim bu kareler yitik/kırık/kayıp kalplerin ait oldukları adresleri bulmasına yardım etsin...