DİLEKLERİN GECESİ HIDRELLEZ...

 

Tanrı olsaydım eğer bu günde çok eğlenirdim sanırım. En güzel, en saf yerlerinden, kalplerinden kopup, kimsecikler görmesin diye de sakınarak kâğıtlara yazıp, minik kırmızı kesecikler içine koydukları, sonra da ağaçlara astıkları dileklerini görünce insanoğlunu bir kez daha çok severdim…

 

Ve belediyenin temizlik işlerinde çalışıyor idiysem de çok kızardım sanırım. O dilekler nereye gidiyor sonra, kim söküyor ağaçlardan, gül dikenleri arasından bilemiyorum artık…

Bölgedeki turizmcilerin önderliğinde kurulan Ahırkapı Hıdrellez Şenlikleri Derneği tarafından organize edilen Hıdrellez Şenlikleri'ne yanılmıyorsam ilk kez 2003 yılında katılmıştım.


O zamanlar Ahırkapı’nın taş döşeli sokaklarında, eski evlerinin arasında yapılıyordu. Çok etkilendiğimi ve çok eğlendiğimi anımsıyorum. Ve dileğimin de kabul olduğunu…


O nedenle de bu yıl düzenlenen şenliklere gidelim diye eşime tutturdum.


İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ‘nın ev sahipliği yaptığı şenlik bu yıl katılımcı sayısının fazlalığı nedeniyle Ahırkapı sokakları yerine Ahırkapı Parkı'nda düzenleniyordu. Tabii ki park alanı, tarih kokan sokakların yerini tutmayacaktı ve ne yazık ki tutmadı…


Şenlik alanına 10 dakikalık yürüme mesafesinde trafik kilitlenmişti. Neyse ki imdadımıza otopark yetişti. Arabayı bıraktığımız, oğlumuzu pusetine koyduğumuz gibi sahil yoluna indik ve kalabalıkla birlikte yürümeye başladık. Ellerinde bira ve şarap şişeleriyle gençler geçiyordu yanımızdan. Bazı kızlar uzun ve kat kat kırmızı etekler giymiş, saçlarına renkli, oyalı tülbentler bağlamış, çiçekler takmışlardı.


Şenlik alanına geldiğimizde müzikler bizi kapıda karşıladı. İlk dikkatimizi çeken meydandaki devasa dilek ağacıydı.

 



Başkalarının dileklerini okumak hoşuma gitmez ama kendiminkini asarken, istemeden gözüm kaydı;

 

 

 


En çok para isteniyordu…


Bir çocuk, ‘Babamın parası olsun, annemim Ferrarisi olsun, kardeşim olsun… ‘ diyordu…


Bir genç kız bir damat çizmişti kağıda…


Bir kadın ev…


Ve binlerce dilek ağaçta…


Ağaçlardan başka; simgesel olarak yapılmış kuyulara ve çeşitli panolara da bırakılıyordu dilekler…

 

Bir de üniversite öğrencilerinin yaptıkları ‘Ya tutarsa’ isimli panoya, dilek tutup ışıklı mıknatısları atıyordu vatandaşlar… Nur topu gibi bir teknolojik dilek dileme yöntemimiz olmuştu.

 


 

Geleneksel sokak orkestraları Roman şarkılarını çalarak alanda bir o yandan bir bu yana geziyordu. Vatandaşlar çalgılar eşliğinde danslar ediyordu.

 

 

 

Buzuki Orhan,

Lüleburgazlı Küçük Hasan ve Tamer Kum,

Göksenin İleri ve İstanbul Şarkıları,

Makedon Koçani Orkestrası,

Trakya All Stars,

Ege Hicaz,

Ahırkapı Roman Orkestrası,

Pire Mehmet ve Roman Orkestrası,

Babaeski Roman Orkestrası,

Makedon Folk Orkestrası,

Roman-İn-Caz,

Kolektif İstanbul,

Semaver Kumpanya,

Mısırlı Ahmet Ritim Atölyesi ve Fransız Rakı Balkans Dj Set sahne aldı.


Katılımcılar, hazırlanan panoların önünde bol bol komik hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmedi.
Etkinlik için Bodrum'dan da Samsun'dan da kalkıp İstanbul'a gelen vardı. Şenlikte gece yarısından önce havai fişek gösterisi büyük ilgi gördü. Gece yarısından sonra ise ateş yakıldı.

 

 

Vatandaşlar ateşin üzerinden atladı. Etkinlik sabahın ilk saatlerine kadar sürdü.

 


 

Şenlikte tek olumsuz yan ise yiyecek- içecek almak için uzun kuyruklarda beklemek oldu…